M.Rise'dan Av - Neden 160 Sayfa Okuyabildim?

Dürüstçe söyleyeceğim. İçinde kurt adamların veya vampirlerin bulunduğu serileri çok fazla tercih etmedim ve muhtemelen sizin de şu an içinizden geçirdiğiniz gibi çok şey kaçırdım. Bu durumu yerli bir yazardan çıkma bir kurguyla telafi etmek niyetindeydim. Eh, işlerin beklediğim gibi olmadığını söylemem gereksiz olsa gerek. 160 sayfa anca dayanabildim. Bana Vampir Günlükleri yolu göründü desenize. Teen Wolf'un ilk sezonunu izlemiştim ve hem beğendim hem beğenmedim. Çok aradayım. Onun dışında kurt adamları ve vampirleri bir Gölge Avcısı Günlükleri'nde bir de en kötü Wednesday’de (kurt adamları) görmüşümdür.

Öncelikle şunda bir anlaşalım. Bu yazı, söz konusu yazara karşı herhangi bir kişisel kin veya nefret barındırmayacağı gibi benim kurguyu okuduğum kadarıyla edindiğim kişisel görüşlerime dayanacaktır. Çok üzgünüm ama ben sizin bit çoğunuzun aksine, beni içine çekmeyen bir kitabı sonuna kadar okuyamıyorum. Sonuna kadar okuyamadığım için de bunun bir eleştiri yazısı olması yersiz olur. Bu sebeple kurguyu okuyacaklara ilk 160 sayfa içerisinde ne görmeyi beklemeleri gerektiğine dair bilgilendirici bir yazı olacak. Sizi içine çekip çekmeyeceğini bu yazıyla birlikte keşfetmenizi umuyorum. Zira ben, kurguda aradığımı bulacağımı sanmadığım için söz konusu sayfaya kadar dayanabildim.

O hâlde başlayalım. Bakalım sizi okumaya veya okumamaya ikna edebilecek miyim? Henüz kitabı okumayanlarınız için uyaralım: Bundan sonrası spoiler içermektedir.

SORUN NEYDİ?

Öncelikle bir geleneğimizi tekerrür ederek konusundan bahsedelim: Annabelle Jefferson adlı genç bir kızın, kurt adamlar, avcılar ve cadıların dünyasına adım atarak tehlikeli ve gizemli bir savaşın ortasında kalmasını, bu sırada Jay Sullivan ile yaşadığı karmaşık aşkı ve Hiddenfield kasabasındaki karanlık sırları konu alır.

1) Jay Karakteri

Kurgu klasik bir kasabadaki yeni kız ve zamanında popüler olan “bad boy erkek” karakterin sözde romantik olan ilişkisini esas alıyor. İkisinin birlikte bir geçmişi veya aralarında saklanan bir gizem var, bundan şüphem yok. Lakin Jayden Sullivan karakteri gözüme o kadar sevimsiz geliyor ki size anlatamam. Kurgu tahminimce 2014-2015 sezonunda yayınlanmış bir kurgu ve o zaman hâliyle popüler olan Kötü Çocuk tarzı Wattpad erkeğini bu seride de görmekteyiz. İronik bir şekilde yazar bu 160 sayfa içinde bana kalırsa karakteri sevdirmek için hiçbir şey yapmıyor. Doğal hâliyle zaten sevilesi kafasında yazdıysan sevgili yazar, çok üzgünüm ama zerre sevilesi değil. Tam aksine tüylerimi diken diken ediyor karakter. Kaldı ki, bir sahnede kendisiyle kesinlikle geri dönülmez bir sevgisizliğe adım attık. Bir sahnede Anabelle'in yanaklarını baş parmağı ve işaret parmağı arasına alarak sıkıyor. Bu kurguyu okuyacaksanız tavsiyemdir. Bir erkek size bunu yapıyorsa lütfen ondan uzaklaşmanız gerektiğinin bilincinde olduğunuzdan emin olun. Dediğim gibi yazar en azından benim nezdimde karakteri sevdirmek için çabalamış gibi durmuyor. Karakter gelişimi gösterecek mi bilmiyorum, açıkçası merak da etmiyorum. YouTube’ta denk geldiğim bir yoruma göre ileriki kitaplarda aşkının derinliğini daha iyi göreceğiniz söyleniyor. 

Bu yazıda amacım size kitabı kötülemek olmadığı için denge kurmaya çalışıyorum. Sonuçta Jay'i sevmesem de kurgunun size güzel bir fantastik dünya sunacağından şüphe etmiyorum. Ama beni kendisine çekemediği için okumaya devam edip etmeyeceğim muğlak. En azından öncelikliler listemde yer almıyor. Her neyse. Biz konuya dönelim.

Jay karakteri sahneye adım attığında ben inanılmaz derecede geriliyorum ve daha önce bir yazımda bunun benim için bir eksi puan olduğunu dile getirmiştim. Son dönemde toksik erkekler o kadar güzel romantize edildi ki ve ben onları okumaktan o kadar yorgun düştüm ki inanın bana Jayden gibi bir karakteri sevmem imkansıza yakın. Ama eğer siz kötü çocuk tiplemesini seviyorsanız aradığınızı buldunuz demektir.

2) Eden: Hayal Kırıklığım

Kitabın baş karakteri olmasına rağmen Annabelle'e sıra gelmiyor farkında mısınız? Neyse. Gelelim Eden'a. Şahsen okumak için bir sebep yaratacak olsaydım Annabelle ve Eden ihtimali olurdu ama yazar bunu belli ki daha en baştan kafamıza sokmak istememiş. İlk başta Jay'e kıyasla daha centilmen, daha ilgili, daha nazik tasvir edilen karakter belli ki içinde takıntılı bir adamı saklıyormuş. Hani buna benzer bir senaryo olacağını az çok tahmin etmiştim ama bu kadar çabuk sinyallerinin verileceğini açıkça sanmıyordum. Belli ki yazar ya Jay ya hiç diyor. Eh, klasik. Ana erkek karakterler daima kızımızın seveceği kişi olmalı. En azından yazarların dayattığı bu. 

Annabelle'i bir periyle tanıştırdığı sahne çok tatlıydı. Söylemesem olmaz. Dondurma da yemişlerdi bir kere. Kendisi ressam. Hatta Annabelle bir keresinde çizimlerinden birini ele geçirmiş ve gördüğü manzara tabii ki kendisi olmuştu.

3) Sıkça Organize Edilen Etkinlikler

Bu sizin için bir sorun olmayabilir. Bunu ben abartıyor da olabilirim lakin Annabelle'in yeni tanıştığı birkaç kişiyle daha yeni olduğu bir kasabada neyle ilgili olduğunu bile bilmediği partilere sürüklenmesi biraz absürt geldi. Ayrıca gittiği ilk partide kız bir arkadaşı tarafından bir erkek uğruna satılıyor. Hâliyle eve de dönemiyor. İki seçeneği var. Ya Jay ile gidecek ya da en az Jay kadar tanımadığı başka bir çocukla. Kızımız daha önce Jay, kendisini kurtardığı için hâliyle onun kendisini eve bırakmasında buluyor çözümü. Ancak Jay’in bunu teklif ediş şekli bile delirtir insanı. İlerleyen günlerde de kızımız Jay'in kendisini eve bıraktığı o gecenin bir tezgah olabileceğini fark ediyor falan filan. Sonra bunlar sürekli Annabelle'in başı belada olduğu zaman sürekli karşılaşıp duruyorlar. Ancak Jay, Watty erkeği olduğunu göstermekten hiç vazgeçmiyor. Ya kızın sürekli kolundan tutup onu sürüklüyor, ya da sürekli kıza bağırıp duruyor. Ve kızımız ne hikmetse kendiine bu tarz zorbalıklar yapan bir adamla aynı yatakta uyuyor. Kusura bakmayın. Bu benim için romantik değil. Ayrıca biz sürekli kendimizi Jay'in evinde buluyoruz.

Bu arada Annabelle onu satan arkadaşı ile ilişiğini kesmiyor. Bunu atlamayalım. Bu da çok sakıncalı bir durum dostlar. Hem de bu kız başka bir etkinlikte bunu tekrar yapıyor.

4) Bir Odysseia Meselesi

Kurgu içerisinde bir Odysseia mevzusu var. Annabelle ve Jay, Odysseia destanını konu edinen bir ödevde partner seçiliyorlar. (Elbette bu olacaktı.) Jay'i daha fazla göze sokmaya gerek var mıydı cidden? Yazar karakterini çok seviyor, anlıyorum. Ve muhtemelen yumuş yumuş olan bir yüzünü kurgu ilerledikçe gösterecektir. Buna da tamam. Ama ben Jay'i zerre sevilesi bulmuyorum ya. En büyük hayal kırıklığım kitaba verilen tepkileri yanlış yorumlamam oldu zaten: Jay'i biraz daha sevilesi bekliyordum. Hani bakmayın bu kadar saydırdığıma elbette 160 sayfada kimi, ne kadar tanıyabiliriz, doğru. Ama bu kadarını da beklemiyordum. Yüz altmış sayfamız onunla geçiyor. Adam enerjimi sömürüyor kitapta ya: Hiçbir karakter de bu kadar kitaba devam etmeme isteği uyandırmadı bende.

Sevilesi Tarafları

Annabelle okuması çok keyifli bir karakter her halükarda. Jay'in kız kardeşi olan çaylağı da baya sevdim. Arkadaş çevresi açısından güzel bir atmosfer yakalıyor. Fantastiğine okuduğum kısımlarda çok giriş yapılmamıştı ama hiyerarşi ve cadı avcısı kurt adamlar konsepti gayet güzeldi. Düşmanları Dorchalar belli ki hikâyenin kilit noktası. Annabelle'de sanırsam onlardan.

Şu Jay'in arkadaşı Dean için Annabelle'i satıp duran kız haricinde Annabelle'in arkadaşlarından da kötü bir enerji almadım. Annabelle'de kendi gibi cadı dostlar ediniyor ancak nedense hiç nasıl büyü yapacağını şu sayfalar arasında merak etmedi. (Bizimle değilsin kızım.) Şehre geldiğinden beri suikastlere uğramakla meşgul, hatta bir kere de bıçaklanıyor. Eh, o da haklı şimdi. Sıra mı geliyor ki?

Suikastlerden onu elbette Jay kurtarıyor. Başka kim olacak?

Ayrıca kapak tasarımlarına değinmek istiyorum. Ben çok beğendim. Indigo baskılı kapakları Ephesus'tan çok daha iyi olmuş bence. Bu konuda tebrik etmek gerek.

Jafferson aile sırlarını keşfederken Jay ve Annabelle'e katılmak isteyebilir ya da daha farklı alternatiflere yönelebilirsiniz. Galiba Annabelle, Jay'i evcilleştirecek. Güzel ve Çirkin masalı kitabın kısmen içine yedirilmiş gibi. Okumaya devam edersem şayet, yeni bir yazıyla sizi bilgilendirmiş olurum. Ya da belki siz bana özgün bir kurt adam ya da vampir kurgusu önerirsiniz.

Anlatacaklarım bu kadardı. Umarım okurken keyif almışsınızdır. Yine umuyorum ki, sizi bir sonraki yazımda tekrar görebilirim. O zamana kadar sağlıcakla kalın!

Yorumlar