Dana Tarrace'ın Disney markasına kazandırdığı bir şaheserdir bence kendisi. Elbette 2020 yılında prömiyeri yapılan Baykuş Evi (The Owl House), yayınlandığı ilk günden bu yana ilgi toplayan bir yapım oldu. LGBT teması dolayısıyla eleştirildiği kadar beğeni de toplamış; Luz ve Amity, Disney'in ilk eşcinsel çifti olarak tanıtılmıştır. Düşmandan aşka klişesine hayat bulduran çift, dizinin Türkiye'deki yayını için pek parlak bir gelişme olmadı tabii ki.
1. Sezonun yayınında ciddi bir sıkıntı yaşanmadı. 16. Bölüm olan “Büyüleyici Vahlo Dehşeti” televizyonda gösterime girmek yerine o dönem, şu anda TOD olan beIN Connect'te tek bir sahnenin sansürüne maruz kalarak yayınlandı. 2. Sezon için ise durum hiç parlak olmadı. İki parça halinde yayınlanan sezon 10 + 11 şeklinde parçalandı. Sezonun ilk kısmında 6 bölüm dublajı yapılmasına rağmen televizyonda gösterime girmedi. Söz konusu bölümlerin Türkçe sesi, daha o zaman henüz Türkiye pazarına girmeyen Disney+'tan edinildi ve dublaj sırasında “sevgili” kelimesinin “arkadaş” olarak değiştirilmesi elbette ki tepki çekti. Sezonun kalan kısmı (11-21. bölümler) televizyonda gösterilmek yerine Disney+'ta yayınlandı yayınlanmasına ama Türkiye'de dizi kullanımda değildi ve bu da insanları Türkçe dublaj izlemek için korsan kaynaklara yönlendirdi.
Ağustos 2023 ile birlikte dizinin 3. Sezonu Türkçe olarak Türkiye hariç çoğu Disney+'lara eklendi. Normalde 24 dakikadan oluşan 20 bölümden oluşması gereken sezon, Disney'in marka yapısına uymadığı gerekçesiyle 3 adet özel bölüme indirgendi. Bu da yazarların hikâyeyi sıkıştırmasına neden oldu ama bence buna rağmen gayet iyi iş çıkarıldı.
1. SEZON ELEŞTİRİSİ
Kaçıncı kez izliyorum bilmiyorum ancak hazır böyle bir blog oluşturdum ve hazır bu diziyi tekrar izliyorum, bir eleştiri yazma fikri geldi aklıma. Çoğunlukla olumlu konuşacağım ancak pürüzleri de göz ardı etmeyeceğim.
Öncelikle konusundan biraz bahsedelim. Kendini bir anda Kaynayan Adalar denilen yıkılmış bir Titan'ın etinden ve kemiklerinden meydana gelen fantastik bir diyarda bulan Luz, güvenilmez bir cadı ve iblislerin kralı olduğunu iddia eden sevimli bir yaratıkla heyecan dolu maceralara atılır.
Luz; hayalle gerçeği ayırt etmekte zorlanan, gerçek dünyaya adapte olmakta sürekli çuvallayan bir karakterdir. Aslında oldukça arkadaş canlısı ve sıcak kanlı biridir. Sezon boyunca türlü aptallıklar yaparak başını içinden çıkılması zor dertlere sokar ve boyundan büyük işlere kalkışır. Her bir macerasından yeni şeyler öğrenerek daha iyi bir insan olmak için çabalar. Ayrıca bir cadı çırağıdır ve sihir safrası kesesi olmadan sihir yapmaya çalışır. Baykuş Kadın Eda; İmparator Belos'un kanunlarına boyun eğmeyen, asi, suçlu ve dolandırıcı bir yabani cadıdır. Günlerini insan diyarından topladığı değersiz eşyaları satarak, hırsızlık yaparak ve insanları dolandırarak geçirir. Daha küçük yaştayken lanetlenmiştir. İblisler Kralı ya da kısaca Kral (King) ise kendisinin despot bir lord olduğunu iddia eden sevimli bir yaratıktır. Sezon boyunca bu üçlü başlarına olmadık belalar açarken sizin sıkılmanıza izin vermeyecek.
Güvenilmez Cadı ve Müdür bölümüyle toplumun dışladığı tuhaf tiplerin kusurlu insanlar olmadığı tam aksine kendilerine has güzellikleri olduğunu oldukça tatlı bir şekilde anlatırken, Cadılar Sohirbazlara Karşı ile “seçilmiş kişi” klişesini alaşağı eder, Davetsiz Misafir ile size gergin anlar yaşatırken, Bir Zamanlar Bir Değişim Varmış bölümüyle güldüren bir sezon sizi beklemekte. Toplamda on dokuz bölümden oluşan sezonun büyük bir kısmı karakterlere odaklanıp ana hikâyeyi ertelese de izlerken çok eğleneceksiniz. Hikâye derinleştikçe ise merakınızın artacağından eminim. Özellikle Luz'un glifleri keşfetme serüveni ilginizi çekecektir.
Öte yandan Eda'dan bahsetmesek olmaz. Kadın yürüyen bir aura. Zeki, yetenekli, Kaynar Adalar'daki en güçlü cadı… Onu izlemek çok keyifli. Yavaş yavaş sorumsuz bir karakterden ebeveyne dönüşüyor ve bu süreç aşırı keyifli. Bir de Hooty var elbette. Serinin adını aldığı Baykuş Evi’nin ev iblisi. Çenebaz, oldukça tuhaf bir kuş solucan. Seri boyunca zorbalığa uğruyor orası üzücü elbette ama açıkçası tuhaflardan bile daha tuhaf bir karakter. Dost canlısı olduğu gerçeğini göz ardı edersek saygısızlık etmiş oluruz ama arkadaş olmak isteyeceğiniz biri mi ondan şüpheliyim. Ben şahsen onu izlerken de çok eğlendim.
Animasyon çok şirin ve çoğu yerde kalitesini gösterse de açıkçası bazı sahnelere daha çok özenilebilirdi. Açı yanlışlıkları, buz gliflerinin kullanıldıktan sonra oluşturduğu buzların sonraki sahnelerde aniden yok olması, küçük hatalar elbette ki var. Elbette eski animasyonların kalitesinde değil ama kendince harika bir kaliteye sahip. Sevimli bir atmosfer yarattığı bir gerçek.
Özellikle Kaynar Adalar ve İblis Diyarı'nın yapısı çok hoşuma gitti. Titan'ın uzuvlarının üstünde büyüyen bir toplum var. Cansız nesneler bile bu diyarda canlı. Zürafalar bile söylenene göre o diyardan bizim dünyamıza sürgün edilmiş. Hava durumları da aşırı enteresan. Kaynayan yağmur, acı kuşakları, taşlı dolular, kanlı kasırgalar… Titan’ın çürümüş uzuvlarından doğan iblisler, diyarda cadılar ile iç içe yaşar.
Kısacası şans verirseniz seveceğinizi düşünüyorum. Çocukça gelebilir çünkü hedef kitlesi yetişkinler değil ama hikâye ilerledikçe sizi içine çekecek ve içinizdeki çocuğu bulmanıza olanak sağlayacaktır.
İşte bugünlük bu kadardı. Haftaya 2. Sezondan spoilerlı bir inceleme ile karşınızda olacağım. Sizi bir sonraki yazımda tekrar görebilmek dileğiyle!

Yorumlar
Yorum Gönder